• Era'dan Haberler

Büyüyünce Anlarsın



 


BÜYÜYÜNCE ANLARSIN!


Her gün 100 paragraf sorusu çözmezsen LGS’de başarılı olamazsın! Günde 2 saat 45 dakika ders çalışmazsan Kudbettin’i geçemezsin! Ayda 3 kitap okumazsan kültürlü olamazsın vs… Hayatın her köşesi sayılarla doluyken ve başarı sayılarla ifade edilirken üstelik kıyaslamalar için bile ölçüt sayılarken niceliği değil de niteliği hayatın merkezine alabilmek ne zor değil mi?


 “Sen çocuksun, anlamazsın; şimdi kızarsın bana ama büyüyünce anlarsın.” lafları ne kadar boş. Oysa sen “çocuk” olduğunu anlarsın. Çözdüğün paragraf sorusunun çokluğunun insan iletişiminde işe yaramadığını, yazım-noktalama sorularını yanlışsız çözmenin hayatının kusursuz olacağı anlamına gelmediğini bilirsin. Okuduğunu anlamanın, anladığını yorumlayıp hayatı sorgulamanın ölçülebilen bir şey olmadığını da…


Haftada iki kitap bitiren Zührenaz “Ormanlarımızı Koruyalım” panosuna iki satır yazı yazamadı değil mi? Ya da haftada onlarca saat ders çalıştığını iddia eden Kudbettin, matematik olimpiyatlarına katılmaya hak kazanamadı. Tam tersi de olabilir elbette. Kudbettin ve Zührenaz alınmasın ama niceliklerin bir önemi yok hayatta.


Kaç kitap okuduğun değil, o kitaptan kendine nasıl bir pay çıkardığındır önemli olan. Pay çıkaramadın mı, ne hayal kurduğun önemli. O da mı olamadı, belki kitapta çok hoşuna gidecek bir kelime geçmiştir de zihninde yer etmiştir. Etmedi diyorsun… Peki, kapak görseli kitapla uymamış deyip resim çizmişsindir. Bak bu hoşuna gitti şimdi! En olmadı kitaptaki bir kahramanın yaptığı şeyi beğenmemişsindir de kenarına “Erdem’in bu erdemsiz davranışından pişman olması çok uzun sürmedi.” diye kendince not almışsındır. Amaan, sen de bir şey beğenmiyorsun! İlla ki sana dokunan bir yönü olmuştur kitabın. Sevmedin mi okumayı? Sana illa sayfası olan bir şey mi oku dedik? Doğayı okumak, insanı okumak diye bir şey var.


Eve giden yolda boyaları dökülmüş bir apartmanla selamlaşıyorsun her gün. Onun içinde oturan onlarca farklı aile, onlarca farklı hayat var diye hayal ediyorsun. Hepsine kıyafetler giydirip bazen bahçeye manolyaları sulamaya, bazen ninesine el öpmeye götürüyorsun. Yolda Paşa’ya rastlıyorsun. Kuyruğunu sallayarak yanına gelmiyor. Yüzü de asık gibi. Mutsuzluğunun sebebini araştırıyorsun. Ablanın balkondaki dikenler tacı çiçeğinin yaprakları aşağıya düşmüş. Toprağına dokunuyorsun, ıslak. Parmağını batırıyorsun çamur gibi. “Ah canım, köklerin mi hastalandı?” diyorsun, çiçeği okuyorsun. Bak bir de ”kök” terim anlamlı diye geçiyor zihninden. Hayatı okumak, hayatla okumak 275 sayfa kitaptan daha fazla katkı sağlar sana.


“Büyüyünce anlarsın!”


Gönül Cantürk


ERA'daki Avantajları Öğrenmek için sizi hemen arayalım
Kişisel verilere ilişkin beyan ve rıza onay formunu okudum, onaylıyorum.